Van Valisi Zorluoğlu'na açık mektup,

Van Valisi Zorluoğlu'na açık mektup,

Sayın Murat Zorluoğlu, dün bu kentte yaşananlar malumunuz, ama bilginiz ve talimatınız doğrultusunda mı onu bilmiyorum… Lakin, çok vahim şeyler yaşandığı ortada.

Van'da 10 Ekim 2015'te gerçekleşen ve 103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Gar katliamını protesto etmek isteyen KESK Bileşenleri ve HDP'lilere müdahale eden polis aralarında HDP Van İl Eş Başkanı Ümit Dede ve Eğitim-Sen Şube Başkanı Bedri Yamaç’ın bulunduğu 16 kişiyi 'polise mukavemet' suçlamasıyla gözaltına aldı.

Dün kent merkezinde, kentin en işlek yerinde, herkesin gözü önünde garip şeyler cereyan etti.

10 Ekim 2015'te yaşanan patlamanın ardından hükümet,103 kişinini hayatını kaybettiği 186 kişinin yaralandığı katliam nedeniyle 3 gün ulusal yas ilan edildiğini açıkladı. Hatta dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, katliamı demokrasiye yönelik bir saldırı olarak değerlendirdi.

Bu saldırıda yaşamını yitirenlerin akrabaları, arkadaşları... Patlamada yaralananlar, hükümetin Ulusal Yas ilan ettiği 10 Ekim'de hayatını kaybedenleri anmak ve katliamın tüm boyutları ile açığa çıkmasını talep etmek amacıyla Feqiyê Teyran Parkında basın açıklaması yapmak istedi.

Sadece, 'Katliamı kınıyoruz, sorumlular açığa çıksın' diyecek ve dağılacaklardı.

Ama kıyamet koptu!

Henüz grup KESK binasından çıktığı halde polis, Valilik kararıyla söz konusu parkın basın açıklamaları için yasaklandığını söyledi.

'Valiliğin böyle bir kararı yok, bize o kararı göstermelisiniz' diyen grup açıklamanın yapılacağı bölgeye gitmek isterken Mustafa Soydan Kavşağı ve Bayram Otelinin önünde polis tarafından durduruldu.

Aralarında HDP İl Eş Başkanları ve Milletvekillerinin bulunduğu grup yolu trafiğe kapatmamış, slogan atmamış, alkış dahi çalmamışken polis burada müdahale de bulunuyor.

Yasal olarak polisin önce anonsla uyarıda bulunması gerekiyorken bu yapılmadı.

Velev ki, Feqiyê Teyran parkı basın açıklamaları için yasaklandı ve orada eylem etkinlik yapılamaz... Tamam da müdahale orada yapılmıyor ve Bayram Otelinin önünde yani Mustafa Soydan Kavşağında yapılıyor.

Belki de söz konusu grup oradan evine, iş yerine gidecek ama oraya önceden şartlanmış ya da önceden şartlandırılmış olarak gelmiş güvenlik gücü, neredeyse herkesi dayaktan geçirdi ve ardından gözaltına aldı.

Ve gözaltına alınanlar 'Memura mukavemet' suçlamasıyla alınıyor.

Bu duruma göre, grup gitmiş durup dururken polise saldırmış. KESK’li ve HDP’li grup Panzer, Tank, TOMA, Çevik Kuvvet dinlememiş 'Yetti artık' diyerek polisi darp etmiş. Bunun için bu insanların ya süper-men ya da He-man olması gerekiyor.

Böyle bir şey olabilir mi Sayın Vali? Buna kargalar bile güler.

Polis gelmiş gruba sert bir biçimde müdahale etmiş ve gözaltına almış. Burada memura mukavemet suçu dahi işlenmemiş.

Eğer ki 2911 sayılı yasaya muhalefet, yasadışı slogan atmak gibi nedenler olsaydı gözaltı sebebi olarak bunlar yazılırdı. Ama belli ki belli bir şey olmadığı için gözaltı gerekçesine dahi yazılamamış.

Şimdi size soruyorum ?

IŞİD’in yaptığı ve hükümetin ulusal yas ilan ettiği bir katliamı protesto etmek suç mu?

Dün aynı parkta AKP basın açıklaması yapmak isteseydi yine bu şekilde engellenir miydi?

O parkta hemen hemen tüm siyasi partiler, dernekler etkinlik, kermes gibi faaliyetler de bulunduğunda yasak değil de, 1 aylık eylem-etkinlik yasağı sadece HDP için mi geçerli?

Sadece 1 ay önce HDP Feqiyê Teyran parkında basın açıklaması yaptı ve en küçük bir hadise bile yaşanmamasına rağmen bu müdahale niye?

OHAL biteli aylar oldu ama pratikte hala yasal olmayan OHAL’i sürdürmek isteyenlere mülki amir olarak ‘OHAL bitti beyler, Basın açıklamasıhakkı kanunlara aykırı bir durum olmadığı sürece engellenemez!’ demeyi düşünüyor musunuz?

1 milyon 300 bin nüfusa sahip bir kent güvenlik güçlerinin insafına terk edilemez. Güvenlik güçleri her şeyi kriminal görür ve ona göre çalışır.

Bir kentin hassasiyetleri, ekonomisi, sosyolojisi, tarihi, politik tercihleri, demokratik kültürü, düşünce özgürlüğü, siyasi partiler yasası gibi faktörler onları ilgilendirmiyor bu gayet doğal.

Ama sizin gibi en üst makamda oturan mülki amirler bir kenti böyle yönetemez. Korsan eylem nasıl yasak ise kolluk gücü yetkilerini aşıyorsa bu da korsan müdahaleye girer.

Bu nedenle sizden talebimiz, bir daha böylesi vahim durumların yaşanmaması için gerekli tedbirleri alarak sürekli vurguda bulunduğunuz huzur ortamının korunmasıdır.

Huzur sadece güvenlik gücü marifetiyle olmaz ve bugüne kadar olduğu da görülmedi. Huzur, demokrasi, eşitlik ve hukuka uygunlukla olur.

YORUM EKLE