UNUTURSAM ÖLDÜĞÜM GÜNDÜR.

65 yaşımın sonlarına yaklaşıyorum. Bundan sonra ne kadar yaşarım bilemiyorum.
Zira ölümün bu kadar ucuz, bir nefes kadar yakın ve kolay olduğu bir coğrafya da
Yarınlara ait bir şey konuşmanın bir anlamı olmadığını yaşayarak öğrendim.
Hele de çocukların, gençlerin daha doğrusu her yaştan insanın, acımasızca ve kalleşçe
Öldürüldüğü bu topraklar da yaşam zaten meçhul bir kavram.
Ancak bundan sonra ister bir gün ister daha fazla yaşayayım.
Yaşamım kesin ve kalın bir çizgiyle ikiye ayrılmıştır.
10 Ekim 2015 bu çizginin adıdır.
Benim için artık 10 Ekim öncesi ve sonrası var.
Aldığım her nefesi 10 Ekimi unutmamak için alacağım.
Kalbimin her atışı 10 Ekimi unutturmamak için atacak.
Yaşamım boyunca herkes gibi bende acıları, mutlulukları yaşadım.
Haksızlık yaptım, haksızlığa uğradım.
Yanlışlarla, doğrularla, iyiliklerle, kötülüklerle bu güne kadar geldim.
Katliamları, vahşetleri duydum, öğrendim, gördüm, yaşadım.
Her katliama ve katliamcılara lanet ettim ve ediyorum.
Her katliam alçakçadır, hayâsızca ve insanlık dışıdır.
Ama bir katliam var ki tüm katliamların ötesinde bir içeriğe sahiptir.
10 Ekim 2015 Ankara Gar katliamı. 
Deyim yerindeyse yaşamımın turnusol kâğıdıdır.
İnsanların, medyanın, ideolojilerin, inançların 10 Ekime bakışı benimde onlara bakışımı belirliyor artık. 
İnsan olup olmadıklarını kendimce buna göre değerlendiriyorum.
Her katliamda bir şeyler ölür, bir şeyler eksilir.
Kimisinde çocuklar ölür, kadınlar ölür, kimisinde ağaçlar, hayvanlar ölür.
Oysa 10 Ekimde her şey öldü. Tüm ışıklar söndü.
Ahlak öldü, değerler öldü, inançlar öldü. Ülke öldü.
Yasalar öldü. Hukuk öldü. İnsanlık öldü. Ahlak öldü.
Acılar tanımlanamaz, çığlıklar duyulmaz oldu yobaz karanlıklarda.
Tanrılar öldü o gün, cellat tekbirlerde.
O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Olmayacak da.
Umutlar ve öfke dışında yaşayan bir değer kalmadı kendi adıma.
Bu yüzden geri kalan ömrümü, hiçbir ideolojiye, kurum ve kuruluşa ait olmadan
Sadece 10 Ekimi unutmamak ve unutturmamaya adıyorum.
Bu ülkenin insanca, özgür ve eşit olarak yaşaması uğruna barış istedikleri için
Yaşamlarını kaybeden canlara borcum, cellatlara ise öfkem var çünkü.
Sözümü söylemekten ve yazmaktan geri durmayacağım. 
“Zelal Yaşamlar “ ve “Kimliksiz Çığlıklar “ bunun birer belgesidir.
Bundan sonra ki tüm çabalarım da bu maiyette olacaktır.
Kim ne düşünürse düşünsün, bu gün itibarıyla profilim bu belgelerdir.
10 Ekim 2015 ömür çizgimin bundan sonra ki imzalarıdır.
Ve ustanın dediği gibi dayanacağız tırnak ile diş ile kitap ile…
Kendi adıma dayanacağım. Söz ile yazı ile yürek ile ve de en çok kitap ile.
10 Ekim 2015. Gücüm yettiğince unutmayacağım, Unutturmayacağım.
Unutursam öldüğüm gündür.
Yaşayacak ve yaşatacak olan tüm zelal yüreklere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.

YORUM EKLE