Oktay Candemir : Bir Kısım Van Medyasının eleştiriye tahammülsüzlüğü

Bir kısım Van medyasının operasyonun daha ilk saatlerinde gözaltına alınan 70 yaşında ki Barış Annelerini 'Terörist' ilan etmesine ilişkin yazdığım yazılar belli onları bayağı rahatsız etmiş.

Oktay Candemir : Bir Kısım Van Medyasının eleştiriye tahammülsüzlüğü

Bir Kısım Van Medyasının operasyonun daha ilk saatlerinde gözaltına alınan 70 yaşında ki Barış Annelerini ‘Terörist’ ilan etmesine ilişkin yazdığım yazılar belli ki onları bayağı rahatsız etmiş. Rahatsız olsunlar, olmaları da lazım ki yaptıkları hatanın farkına varsınlar diye yazdım.

Ve kısım medyası beni haklı buldu ki o habere yönelik tepkilerin ardından sonra o haberi kaldırarak başlığı değiştirdi.

Çünkü, söz konusu haber kamunun vicdanını yaralamıştır… Emniyette ki işlemlerinin ardından Savcılığa bile çıkarılmadan serbest bırakılacak kadar suçsuz insanlardan söz ediyoruz.
Ortada alenen yargıyı etkilemeye dönük haberleriniz ve bunun karşısında duran insanlar var.

Bu tutumunuz elbette eleştirilecek… Ne sanıyordunuz?... Bizden bir şey olmamış gibi davranmamızı bekliyorsanız yanılıyorsunuz.

Eleştiri yani tenkit bir entellektüel beceridir. Ancak siz bunun farkında olmadığınız sanırım kötü bir şey zanediyorsunuz.

Kızabilir, bağırıp çağırabilirsiniz ama bunu yaparken ya elinize kaleminizi alır konuya ilişkin kamuoyunu aydınlatacak bir açıklama yaparsınız ya da yargıya başvurursunuz.

Söz konusu ‘Barış Anneleri’ haberine yönelik eleştirilerimizi herhangi bir yayın organının ismini vermeden yaptım. Bunu özellikle yaptım çünkü, o gün kısım medyasından bir çok yayın organı bu başlığı atmıştı. Bende bu konuda özellikle herhangi bir kişi ya da kurumu belirtmeden genel bir eleştiri sunmama rağmen kısım medyasından bir gazete olayı direk üzerine alınmış.

Ama bu yazım buna cevap olarak algılanmasın, buna gerekte yok, ben sadece Van'da yerel basının bir çok konuda yanıldığı konuyu vurgulamak istiyorum o kadar.

Gazetecilik toplumu bilgilendirmek için yapılır. 

Söz konusu kısım medyasının bir çok kötü huyu var ama en kötü huyları, eleştirdiğinizde hemen çığlık atmaya başlıyorlar. Her eleştiriye ilk refleksleri ‘Bizi hedef gösteriyorsunuz’ şeklinde mantığı olmayan içinde korku ve endişe taşıyan sözler oluyor. 
Van’da son 20 yıldır neredeyse olaysız, kavgasız gün geçmiyor. Van halkı en zor anda dahi medya mensuplarına yönelik bir fiziksel saldırıda bulunmadı… Hatta bir çok olayda tanığıyım, Van halkı arbede sırasında basın mensupları korumuştur.

Van halkı medyanın yanlışlarına tepkisini ise hukukun el verdiği çerçeve içinde gösteriyor. Barış Anneleri haberine yönelik tepkisi de böyle olmuştur.

Kimsenin kimseyi hedef falan gösterdiği yok. Bu mantıktan yola çıkarsak Cumhurbaşkanı Erdoğan her gün Kılıçdaroğlu’nu, Ahmet Hakan’da Ahmet Altan'ı hedef göstermiş oluyor. O zaman da gazetecilik yapmayalım bırakalım bu mesleği gitsin.

Derdiniz gazetecilerin hedef gösterilmesi ise desteklediğiniz siyasi iktidar her gün açık bir biçimde isim vererek gazetecilere ‘Bedelini ödeyeceksiniz’ diyor… Derdiniz bu olsaydı ‘Gazetecileri hedef gösteremezsiniz’ diye tek satır yazı yazardınız.

 Bir kentin yerel medyası o kentin kaderini belirler… Birileri size sorumluluğunuzu hatırlatmak zorunda.

Yasama, Yürütme, Yargı’dan sonra 4. güç olan medyanın toplum hayatına etkileri bu kadar büyük iken yapılan hataları da görmemezlikten gelmemiz mümkün değil.

Gönül isterdi ki sizlerde bana eleştirilerinizi kaleminizle ortaya koysanız da ağız tadında toplumu aydınlatacak medeni tartışmalar yürütseydik.

Ama galiba bu yeteneğiniz olmadığı için kısa yoldan, o çok izlediğiniz Kurtlar Vadisi filminden esinlenerek racon kesmeyi tercih ediyorsunuz.

Kendimden söz etmeyi çok seven biri değilim ama bilin diye söylüyorum. Ben 15 yıllık meslek hayatımda 2 defa kesinleşmiş hapis cezası aldım, hakkımda 30’un üzerinde dava açıldı, 1 yıl cezaevinde kaldım, hala hakkımda süren ağır davalar var. Defalarca fiziksel saldırıya uğradım, darp edildim ama mesleğimden hiç vazgeçmedim.

Valiler, Belediye Başkanları ile yargı önüne çıktım ve bu duruşmaların bir çoğunda beraat ettim. Çünkü, ben gazetecilik mesleğinin dayandığı sınırlar içinde kamuyu bilgilendirme görevimi fazlasıyla yaptım. Ha bu yüzden çok düşmanda edindim ama olsun, ne yapalım, işin doğasında bu var.

Gazeteciliği toplum yararına yaptım, kendi yararıma değil. Beni Gazeteci olarak yetiştiren Özgür Basın geleneğinin bana öğrettiği ahlaktır bu.

Bu yüzden beylik laflarınızı başkalarına saklayın. Sizden sineceğimi, korkacağımı sanıyorsanız emin olun yanılıyorsunuz. 
Ben gazeteciliği… Adilcevaz’ı, Erciş’i, Varto’yu, Digor’u, Bazit’i, Tatvan’ı, Iğdır’ı, İstanbul’un ve Van’ın tüm sokaklarında haber kovalayarak öğrendim.

Varto’nun Gümgüm mahallesini, Ağrı’nın Bülbül Caddesini, Digor’da Şatıroğlu’nu, Iğdır’ın Pir Sultan Abdal Mahallesini; Digor’da katledilen 17 masum yurttaşı, Özalp’ta kurşuna dizilen 33 köylünün hikayesini bilmiyorsan bu memlekette kendine gazeteciyim demeyeceksin.

Hangi haberi ne zaman yapacağımızı size mi soracağız. Sizin gibi mi olalım istiyorsunuz?

Hepimiz insanız ve hataya meyilliyiz. Hata yaptığımızda yapmamız gereken bunu kabullenmek ve hatayı düzeltmektir.

Bakın, ‘Terörist’ dediğiniz Anneler emniyette ki işlemlerinden sonra Savcılığa dahi çıkarılmadan serbest bırakıldı.

Şimdi size düşen çıkıp kamuoyuna ‘Haberimizde bir hata olmuştur, bu hatadan ötürü herkesten özür diliyoruz’ demek olmalıdır.

Eğer ki anneler serbest bırakılmasına rağmen hala bunu yapmıyorsunuz o zaman gelen eleştirilere de katlanacaksınız.

Kimse dokunulmaz değildir, insan hayatına olumsuz yansıyacak tüm hatalarda eleştirileceksiniz. Artık bunu öğrenseniz iyi olacak.

Size aynı zamanda Evrensel Basın İlkeleri, Düşünce Özgürlüğü, Meslek etiğinden söz etmeme gerek yok sanırım, çünkü sizin öyle bir kaygınız yok.

Sizin rahat ve özgür ortamda çalışmanız için düşünce ve ifade hürriyetini biz savunuyoruz, bunun için cezaevlerinde yatan da biziz… Bunun farkında mısınız?

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 13:54
YORUM EKLE