SON DAKİKA

‘Kadınlar kamusal alan şiddetiyle karşı karşıya’

DBP’li Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmadan önce belediye bünyesinde Kadın Politikalar Müdürlüğü yapan Fahriye Cengiz, kadınların kamusal alan şiddetiyle karşı karşıya kaldığını belirterek,
“Ama mücadele alanı sadece kamusal alan değil. Asıl amaç mücadeleyi sokaklara taşımak” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) ait Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmadan önce belediyenin Kadın Politikalar Müdürlüğü yapan aynı zamanda Akdeniz Belediyesi İŞTAR Kadın Danışma Merkezi’nin hem kuruluş hem de sonraki aşamalarında çalışan psikolog Fahriye Cengiz, kadın sığınmaevi ve danışma merkezlerini ne zorluklarla açtıklarını ve kayyumla birlikte nelerin yaşandığını anlattı.

SIĞINMAEVİ NASIL AÇILDI?

İŞTAR Kadın Danışma Merkezi’nin kentte bulunan tüm kadınların çabasıyla 25 Eylül 2010 yılında açıldığını kaydeden Cengiz, o süreçte ne tür zorluklarla açtıklarını şöyle anlattı: “Kadınların mücadeleleri sonucunda o dönemde, nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyelerin kadın sığınmaevi ve kadın danışma merkezleri açabilmelerinin önü açıldı. Kentin dinamikleri olan kadınlar olarak bir komisyon oluşturduk. Kentte bulunan tüm siyasi partilerin ideolojisine bakılmaksızın görüşmeler yaptık. Çünkü Mersin’de sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı bir kadın sığınmaevi vardı ve o da her zaman ulaşılabilir bir yerde değildi. Feminist bir anlayışla hizmet vermek yerine aile bütünlüğünü ve aile yapısını korumayı amaçlayarak, kadını yok sayan bir anlayışla hizmet verdiğini biliyorduk. O yüzden danışma merkezi ve sığınmaevi kentin önemli bir ihtiyacıydı. Yaptığımız görüşmelerin birçoğunda olumsuz yanıt aldık. Belediyeler, bu işe angarya olarak orada çalışacak meslek gruplarına ise gereksiz maaş vermek olarak bakıyordu. Bazıları bunu dolaylı, bazıları da net olarak söyledi. Sadece Akdeniz Belediyesi bu fikre sıcak baktı. Onların da bağlı bulunduğu siyasi parti de kadınların eşit temsiliyetinin olması ve kadınların irade olmasından kaynaklı kurabildik.”

‘CAN GÜVENLİĞİMİZ SIKINTIYA GİRDİ’

Danışma merkezine gelen başvurularla birlikte karakollarda kadına nasıl yaklaşıldığını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sığınmaevlerinde kadınların neler yaşadığına bizzat tanıklık eder duruma geldiklerini ifade eden Cengiz, daha sonra 2012’de sığınmaevi açtıklarını belirtti. Cengiz, sığınmaevi açtıklarında ise kadına şiddetle mücadelenin yeni bir aşamasını öğrendiklerini ve burada şiddete uğrayan kadınlarla birlikte kendilerinin de can güvenliğinin sıkıntıya girdiğini de gördüklerini dile getirdi.

‘BİZE VERİLMEK İSTENEN ETİKETİ YIKMAYA ÇALIŞTIK’

Hem danışma merkezi hem de sığınmaeviyle birlikte kadına yönelik şiddetin politik yanıyla daha da fazla karşılaştıklarına dikkat çeken Cengiz, “Kadına yönelik şiddet gerçekten kurumsal bir alan. Çünkü şiddete maruz kalan kadınların karakola gittiklerinde karşılaştıkları muameleye bizzat tanıklık ettik. Bu süreç kadınlar açısından yeniden şiddet alanına döndürülmeye çalışılan bir süreç. Bunun yanı sıra ensest ve taciz olaylarının sanıldığından çok daha fazla olduğunu gördük ve bunun arkasında çok ciddi kurumsal yapılanmalarla karşılaştık. Müdahale ettiğimizde ise tehdit edildik. Dolayısıyla aslında birden fazla hak ihlaliyle mücadele ettik. İnanılmaz çetrefilli konular karşımıza geldi. Ayrıca insanlar bu konularda her yere başvuramıyor. Onlara tarafsız, yargısız ve sadece onları dinleyecek bir kurum gerekiyordu ve biz de bunu yapmaya çalıştık. Kadınlara verilmek istenen etiketleri de yıkmaya çalıştık. Biz kadınlar başka başka etiket ve sınıflandırılmalarla birbirimize kırdırıldık. Kadın sığınmaevleri, danışma merkezleri ve kadın örgütleri bu politikaların boşa çıkarıldığı alanlar oldu” dedi.

‘KADIN MERKEZLERİ ERKEK ZİHNİYETE DARBEDİR’

Kayyumların ilk olarak kadın alanlara saldırmasını, “Dayatılmak istenen sınıflandırılma politikalarının devamı” şeklinde yorumlayan Cengiz, “Kadınlar birbirinden haberdar olmadığı, dayanışmadığı sürece erkek egemen sistemin kendini garantiye aldığı erkek aile ortamının bütünlüğü sağlanacak. Kadın merkezleri ise bu zihniyete en büyük darbedir. Kayyumun neyi temsil ettiği ortada zaten. Seçilmiş bir alana tepeden inmenin tarzı tam da erkek egemen sistemin yöntemi. Dolayısıyla, temsil ettiği alan, zaten kadınlara kapalı ya da düşman bir alandır. O yüzden kayyum gelir gelmez hiçbir alana dokunmadan sığınmaevini kapatarak işlevsizleştirilmesi oldu” diye konuştu.

‘KADINLARI BAŞKA YERLERE YERLEŞTİRDİK’

Kadın Sığınmaevi’nde kayyum atanmadan önce önlem aldıklarını kaydeden Cengiz, şunları söyledi: “Açıkçası biz kayyum atanmasına şaşırmadık. Hem önceki belediyelere kayyum atanmasında kadın kurumlarının kapatılması hem de erkek egemen sistemi tanımamızdan kaynaklı kadınların mağdur edilmemesi için orada var olan kadınları iletişimde olduğumuz başka feminist anlayışlı sığınmaevlerine yerleştirdik. Ama danışmanlık yaptığımız kadınlara ulaşamıyoruz. Çünkü hem kurum telefonu hem de her bir kadın için oluşturduğumuz dosyalara el koydular.”

‘KADIN MECLİSİ İŞLETİLMİYOR’

“Kayyum atanmadan önce hem yaptığımız hem de yapmayı planladığımız bir çok çalışma vardı” diyerek sözlerine devam eden Cengiz, belediye bünyesinde her iş kolundan taşeronundan, memuruna kadınlardan oluşan kadın meclisleri olduğunu söyledi. Cengiz, “Şu an elimize gelen bilgilere göre, kadın meclisi işletilmiyor. Çünkü hem böyle bir bilinç hem de böyle bir dert yok. Hiçbir şekilde bir toplantı ve planlama alınmadığını biliyoruz. Kayyum gelir gelmez Kadın Emeğini Değerlendirme Pazarı’nın kapatılması gündeme geldi ki sonradan da kapatıldı. Hatta yasal bir gerekçe olarak ruhsatının olmadığı iddia edildi. Belediyeye ait bir alan ve meclis kararıyla açılan bir pazar komik bir gerekçeyle kapatıldı” dedi.

Kadın Emeğini Değerlendirme Pazarı’nı, parkta yaşanan fuhuş ve halkın rahatsızlığından dolayı orada açtıklarını ifade eden Cengiz, “Bir alanın fuhuş mekanlarına dönüşen bir alanı topluma yeniden kazandırmak için herkesin yeniden yaşadığı bir alana dönüştürmek gerekir. Biz de bu amaçla yaptık ve kadınlar bu alanı topluma çok güzel kazandırırdı. Orası bir pilot çalışmaydı. Parkın tamamı pazara dönüştürülmek isteniyordu. Orası fuhuş, uyuşturucu ve kadınların yürümekte zorlandığı bir alandan çıkacaktı. O kadınlara ne oldu bilinmiyor, yeni iş alanları yaratıldı mı muamma” dedi.

‘MÜCADELEYE DEVAM’

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nü şimdiye kadar hem belediye de hem de sokaklarda mücadele gününe dönüştürdüklerini aktaran Cengiz, “Özellikle bugün kamusal alan şiddetiyle karşı karşıyayız kadınlar olarak ve kamusal alanın dışına itilmek isteniyoruz. Bu da bir kazanımın gasp edilmesi aynı zamanda. Ama mücadele alanı sadece kamusal alan değil. Mücadeleyi sokaklara taşımaktı asıl amaç. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak : Mezopotamya Ajansı

Okumadan Geçme

yeni zamlar kapıda

Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası’ndan (PÜİS) yapılan açıklamaya göre bu gece yarısından geçerli olmak üzere benzin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu *