SON DAKİKA

Pelek ji dîrokê; Rojnameya Kurdistan

Güncel, Siyaset, Sürmanşet, Yazarlar

Emeğinden başka sermayesi olmayan karakter…

Bu haber 05 Ocak 2018 - 12:34 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

Bugün hayatını kaybeden Münir Özkul’a ilişkin Şenay Aydemir imzasıyla Gazeteduvar’da yayınlanan yazı şöyle :

Boğazına haram lokma girmemiş, ‘vicdan, onur ve şeref’ sahibi; sevdiklerini kendisinden önce düşünen, yaşamak için emeğinden başka bir sermayesi olmayan karakterlerin vazgeçilmez ismiydi Münir Özkul.

Tarihte pek çok oyuncu canlandırdığı karakterlerden birisiyle özdeşleşir, tarihe onunla mal olur. Marlon Brando ‘Baba’dır mesala, Cüneyt Arkın ‘Malkoçoğlu’… Ama Münir Özkul farklıdır. O hem ‘Yaşar Usta’dır hem ‘Turşucu Yaşar’ hem de ‘Kel Mahmut’… Aynı zamanda bunların hiçbiri… Münir Özkul, beyazperdede canlandırdığı bütün karakterlerin ortak özelliklerinin izdüşümüdür. Boğazına haram lokma girmemiş, ‘vicdan, onur ve şeref’ sahibi; sevdiklerini kendisinden önce düşünen, yaşamak için emeğinden başka bir sermayesi olmayan karakterlerin vazgeçilmez ismiydi Münir Özkul.

Türkiye’nin tiyatro ve sinema tarihine damgasını vurmuş önemli isimlerden birisiydi. İsmail Dümbüllü’den devraldığı ünlü ‘kavuk’la tiyatro sahnelerindeki başarısını; sinemada canlandırdığı karakterlerle taçlandırmıştır. Sahnede ve perdede kaldığı 50 yılı aşkın zaman boyunca canlandırdığı bütün karakterleri başarıyla taşıdığı ve sevdirdiği için Münir Özkul denildiğinde hepsi birden gelir aklımıza.

Bütün bu özellikleri onun perdedeki mağrur duruşuna o kadar yakışır ki, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen ‘Bizim Aile’de Yaşar Usta’nın Saim Bey’e insanlık dersi verişi gözlerimizi doldurur. O yakışıklılıktır, Kel Mahmut’un çocukların hayatını kendisininkinden önde tuttuğu için ‘hiçbir şey’ sahibi olamayışının nedeni. Çünkü mülkiyet ile bağ kurmaz Kel Mahmut. İnsan biriktirir, hayattaki tek sermayesi budur. Usta Yaşar’ın da Turşucu Yaşar’ın da birkaç lokmadan fazlasında gözü yoktur. Namusuyla kazanmak ama bu bir parça ekmeği sevdiği insanlarla birlikte yemektir tek emeli.

Münir Özkul karakterleri bu yüzden dokunur her izlediğimizde. “İnsan çiğ süt emmiştir”, “İnsan insanın kurdudur”, “İnsan hep daha fazlasını ister” diye diye büyütülenlerin genlerindeki ‘insana’ dokunurlar. Öyle olmadığını, olamayabileceğini vurur yüzümüze. O yüzden içimiz titrer, gözlerimiz dolar…

Oysa hayata canlandırdığı karakterler kadar ‘şansız’ başlamadı. 15 Ağustos 1925’te Bakırköy’de eski Osmanlı paşalarından birisinin torunu olarak dünyaya gelmişti. Dönemin en önemli okullarından biri olan İstanbul Erkek Lisesi’nde okudu. Ardından Bakırköy Halkevi’nde tiyatro ile tanıştı. Derken İstanbul Devlet Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatrosu yılları geldi. Ve ardından yeniden İstanbul. Bu kez Şehir Tiyatroları’dır yeni mekânı. Bir süre sonra ise Ses Tiyatrosu, Küçük Sahne yılları geldi. Küçük Sahne’de Muhsin Ertuğrul’un yönettiği ‘Fareler ve İnsanlar’ ile dikkat çekti ve ‘Yarış’, ‘On İkinci Gece’, ‘Aşağıdan Yukarı’ ve ‘Karışık İş’ gibi oyunlardaki performanslarıyla artık aranan bir isim haline gelmişti.

EN GÜZEL TESADÜF

Özkul’un sinema ile tanışması ise tesadüf sonucu oldu. 40’lı yılların sonunda çekilen ‘Vatan ve Namık Kemal’ filminin setinde çalışan bir arkadaşını ziyarete giden Özkul, bu filmde figüran olarak rol alır. Daha sonra 1950 yılında, senaryosu İhsan Koza ile Nâzım Hikmet tarafından yazılan ve Vedat Ar’ın yönetmenliğinde çekilen ‘Üçüncü Selim’in Gözdesi’, 1951’de ‘Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan’ ve ‘Lale Devri’ filmleri gelir. Sinemadaki şansını döndüren isim ise yine Muhsin Ertuğrul oldu. Yönetmenin çektiği ‘Evli mi Bekar mı’ ile başrole çıkış yapan Özkul ardından ‘Barbaros Hayrettin Paşa’da yine başroldeydi.

İlerleyen yıllarda sinema ile bağları giderek güçlerdi. ‘Edi ile Büdü’ serisi ‘Halıcı Kız’, ‘Balıkçı Güzeli/1002. Gece’ ve ‘Kalbimin Şarkısı’ filmlerinde oyunculuğunu pekiştirdi. Zeki Müren ile birlikte rol aldığı ‘Altın Kafes’ her rolün oyuncusu olduğunu kanıtladı. Bir yandan da tiyatroyu bırakmadı 1957 yılında Devlet Tiyatroları’nın yönetmenliğine getirildi.

1968’de Ülkü Erakalın’ın yönettiği ‘Kanlı Nigar’ ile büyük başarı yakalayan Özkul, 1971’de gururla taşıyacağı ‘ortaoyuncuları kavuğu’nu İsmail Dümbüllü’den devraldı. Kavuğu 1989’da Ferhan Şensoy’a devretti.

‘AİLE FİLMLERİ’NİN DEMİRBAŞI

Münir Özkul denilince aklı ilk gelen oyuncu hiç kuşku yok ki Adile Naşit’tir. Çift 70’li yılların aile filmlerinde birçok kez karı-koca rolünü canlandırdı. Bu filmlerde Münir Özkul’a düşen ise her izlediğimizde gururumuzu kabartan ‘fakir ama onurlu’ karakterler oldu.

1972 yılında, başrollerini Hülya Koçyiğit ile Tarık Akan’ın paylaştığı Ertem Eğilmez’in yönettiği ‘Sev Kardeşim’ filmindeki performansıyla, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Karakter Oyuncusu’ ödülüne layık görüldü.

70’li yıllar aynı zamanda Ertem Eğilmez yönetimindeki Arzu Film’in aile filmleriyle Yeşilçam’ı domine ettiği yıllardı. Münir Özkul’da bu dönemde ‘Neşeli Günler’, ‘Mavi Boncuk’, ‘Aile Şerefi’, ‘Gırgıriye’ filmleri, ‘Gülen Gözler’ ve ‘Bizim Aile’ gibi yapımlarda canlandırdığı karakterlerle seyircinin gönlündeki yerini iyice pekiştirdi.

70’lerin ortalarından itibaren başlayan ‘Hababam Sınıfı’ serisinde canlandırdığı Kel Mahmut karakteri ise adeta bir fenomene dönüştü. Öğrencilerinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen, onların eğitimleri için elinden geleni ardına koymayan bu cumhuriyet öğretmeni daha uzun yıllar hafızalardaki yerini koruyacak hiç kuşku yok ki.

80’li yıllara gelindiğinde video dönemi başlamış ve Yeşilçam’ı görkemli yılları geride kalmıştı. Bu dönem birkaç filmde görünse de artık sinemanın eski tadı kalmamıştı. Bugün Türkiye sinemasının en önemli yönetmenlerinden birisi olduğu tartışma götürmez Reha Erdem’in ilk filmi ‘A Ay’ sinema kariyerinin son filmlerinden birisiydi.

‘Uzaylı Zekiye’, ‘Şaban ile Şirin’, ‘Ana Kuzusu’ ve ‘Reyting Hamdi’ gibi televizyon yapımlarında rol alan Özkul, 1996’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen jübileyle tiyatro sahnelerine veda etti. O tarihe kadar onlarca oyunda, yüzlerce filmde rol almış olmasına rağmen tıpkı canlandırdığı karakterler gibi insandan başta hiçbir sermayeye tamah etmeyen Özkul’a bu gecenin geliriyle bir ev alındı. 1998’de ise ‘Devlet Sanatçısı’ unvanı aldı.

İçkiyi çok severdi. Ama 90’lı yıllarda tamamen veda etti. Dört kez evlenmişti. 2005’te hayatının tanıklarının yazılarından derlenen ‘Aktör Dediğin Nedir Ki?/Münir Özkul Kitabı’ yayımlandı.

KAYNAK : DUVAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.