HDP Kadın Meclisi Sonuç Bildirgesini kamuoyuna açıkladı

Seçim sürecini çok yönlü değerlendiren Kadın Meclisimiz, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi ve örgütsel gelişim planlarını oluşturdu.

HDP Kadın Meclisi Sonuç Bildirgesini kamuoyuna açıkladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi 24 Haziran seçimlerinden sonra ilk toplantısı 9 Temmuz'da gerçekleştirdi. Seçim sürecini çok yönlü değerlendiren kadın mecliisi, önümüzde ki döneme ilişkin siyasi ve örgütsel gelişim planlarını yayınladığı sonuç bildirgesi ile kamuoyuna açıkladı. Sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi :

Kadın Meclisimiz, seçim sonrası, 9 Temmuz 2018 tarihinde bir araya geldi.

Seçim sürecini çok yönlü değerlendiren Kadın Meclisimiz, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi ve örgütsel gelişim planlarını oluşturdu.

24 Haziran seçimleri, OHAL şartları altında, eşitsiz koşullarda, demokratik meşruiyeti bulunmayan bir ortamda yapılmıştır. Partimizin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, seçim çalışmalarını rehin alındığı cezaevinden yürütmüştür. Partimize yönelik olarak ise Erdoğan’ın “sandığa gömün“baraj altı bırakacak şekilde çalışın” talimatı doğrultusunda olağanüstü hali de aşan bir şekilde devlet engellemelerine karşın bir seçim çalışması yürütülmüştür. Aynı hukuksuzluk, seçim ve oyların sayılması sürecinde de artarak devam etmiştir. Ancak bütün bunlara rağmen Cumhurbaşkanı adayımız üçüncü sırada yer almış ve partimiz yüzde 10 barajını geçerek meclisin üçüncü partisi olmuştur. Türkiye halkları HDP'siz bir meclisi kabul etmediğini, HDP'nin baraj altında bırakılması dayatmasını reddettiğini oylarıyla bir kez daha teyit etmiştir.

Kadınlar olarak seçim sürecine baktığımızda kadın temsiliyetinde en yüksek oranı elde ettik, bu önemli bir başarıdır ancak bu eşit temsil değil, diyoruz. Örgütlülüğümüzü ve erkek egemen zihniyete ve ayrımcılığa karşı mücadeleyi yakınımızda ve uzağımızda her yerde ve hep birlikte büyüterek, eşit temsiliyeti sağlayacağız. Bu seçim sürecinde cinsiyet rollerini pekiştiren, cinsiyetçiliği besleyen dil ve tutumların kendi çevremizde de güçlendiğini tespit ediyor ve kadın örgütlülüğünü, dayanışmasını ve özgürlük mücadelesini yükselterek bunu mutlaka aşacağımızın sözünü veriyoruz.

Biz kadınlar diyoruz ki; bütün devlet olanaklarını baskın seçim çalışmaları için seferber eden, ana akım medyanın neredeyse tümüne doğrudan sahip olan, toplumsal muhalefeti OHAL zulmüyle, işten atmalarla ve binlerce tutuklamayla baskılayan AKP-MHP ittifakı bu seçimlerde aradığı meşruiyeti ve başarıyı elde edememiştir. Silahlı çetelerini daha seçim sonuçları belli olmadan sokaklara salmaları bundandır.

Bu kadın ve demokrasi düşmanı, erkek egemen, faşist iktidara karşı mücadelemiz ve direnişimiz yaşamın bütün alanlarında sürecektir. Bu seçimde cezaevlerindeki kadın yoldaşlarımız da fikirleri, emekleri ve neşeleri ile kampanyamıza büyük katkı sundular. Ancak Hakkari milletvekili olarak seçilen Leyla Güven’in AKP iktidarının güdümündeki yargı tarafından keyfi bir kararla tahliye edilmeyerek Hakkari halkının iradesinin tutsak edilmesini kabul etmiyor ve Leyla Güven'in özgürlüğüne kavuşması için tahliye işlemlerinin derhal yapılması gerektiğini belirtiyoruz.

Partimizin başarısının ve kadın temsiliyetinde en yüksek oranı yakalama başarımızın temeli olan, sokak sokak, ev ev çalışma yürüten, çok ağır baskı ve tehditlere rağmen HDP’ ye oy vererek “biz varız ve buradayız, biz teslim alınamayanlarız” diyen Kürt halkı ve Kürt kadınları başta olmak üzere tüm kadın arkadaşlarımıza, sandığı koruyan kadınlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. En geniş kadın ittifakı ile yürüteceğiz dediğimiz seçim çalışmalarında bizimle yan yana olan, sözünü sözümüze katan, kadın özgürlük mücadelesindeki yol arkadaşlarımıza, feministlere ve kadın örgütlerine teşekkür ediyoruz. Bizleri güçlendiren bir aradalığımızın, önümüzdeki dönemde daha da zorlu bir şekilde vereceğimiz açık olan haklar ve özgürlükler mücadelesinde ne çok önem taşıdığını ve tüm kadınlar için ilham verici olduğunu vurgulamak istiyoruz.

Tek adam rejiminin, halklara, kadınlara, çocuklara, emekçilere; yoksulluk, açlık, şiddetten başka bir şey vermediğini hep söyledik. Kadınları baş düşman olarak gören bir zihniyetin toplumun bütün hücrelerine sızarak, bütün özgürlük ve mücadele alanlarımızı daha da gasp edeceği açıktır. Kadınların mücadelesi kurulan ancak siyasi iktidarın ortadan kaldırmaya çalıştığı kadın bakanlığının, Türkiye’de cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin güçlenmesi için önemli bir kurum olması gerektiği bilinciyle yaygın ve etkin bir kurumsal yapının mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Bugüne kadar yürüttüğümüz politikalar ve dayanışmamız ile siyasi iktidarın kadınları yok sayan, haklarımızı ortadan kaldırmaya, şiddeti, tacizi, tecavüzü normalleştirmeye çalışan bütün düzenlemelerine karşı aynı kararlılık ve güçle karşı duracağız. Daha önce de başardığımız gibi bu yasaları durdurmaya ve kadınlar için özgürlük alanlarını genişletmeye kararlıyız.

Aynı şekilde çocukların güvenliği ve gelişimi için elzem olan Çocuk Bakanlığının kurulması için de aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaptıkları düzenlemeler ile çocuk tacizcilerini cezasız bırakan siyasi iktidarın, erkek egemen aklın, haklı olarak infial yaratan çocuk tecavüz ve cinayetleri karşısında hadım ve idam gibi cezalar önererek bu yaptığını gözlerden kaçırmasına, çocuk istismarı suçunu kendi idam talebi için kullanmasına izin vermeyeceğiz.

Kadın Meclisimizin seçim değerlendirmelerini yaptığı esnada gerçekleşen Çorlu tren faciası iktidarın insanı değil, rantı merkez alan siyaset tarzının acı bir örneği olarak hepimizi derin bir üzüntüye boğmuştur. Bu katliam devletin holding gibi yönetme zihniyetinin kaçınılmaz sonucudur. Bütün ülkenin yasta olması gereken bir günde yeni rejimin kutlama törenlerini tüm dünyanın gözü önünde şatafatlı gösteriyle tamamlayanlar önümüzdeki dönemin halk açısından nasıl ilerleyeceğinin somut olarak ortaya koymuşlardır. Bizler tüm halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Açıklanan Saray kabinesi, tam bir patron-savaş kabinesidir. Türkiye'yi bir anonim şirket gibi yöneteceğiz diyenler, hükümeti de buna göre oluşturmuştur. Kadınlar olarak sağlığımızı özel hastane sahiplerine, barış özlemimizi eski genelkurmay başkanlarına, vergilerimizi damatlara, yaşam alanlarımızı, kentlerimizi, doğamızı TOKİ genel müdürlerine, hak ve özgürlüklerimizi KADEM’e emanet etmeyi reddediyoruz.

Ülkenin yarısının bu rejime itirazı devam etmektedir. Kadınların hak ve özgürlükler mücadelesi hiçbir zaman durdurulamamıştır. Bu ceberut rejimin Türkiye gibi güçlü demokrasi mücadeleleri birikimi olan bir ülkede kalıcı olması mümkün değildir. Kadın özgürlük mücadelesinin her zamankinden daha güçlü, birleşik ve geleceği kucaklayacak şekilde büyütülmesi ertelenemez ve en acil görevimizdir. Parlamentoda kadın vekillerimizin, kadın meclislerimizin, kadın örgütlerinin, feministlerin seslerini daha gür çıkaracağı bir döneme giriyoruz. Bu bilinç, umut ve kararlılıkla yol alacağız. Devran böyle gider diyenlere “Bu böyle gitmez, değiştireceğiz” diyoruz.

KAYNAK : HDP Genel Merkezi

YORUM EKLE